Siber Güvenlik – Akademik Çalışmalar

Yüksek Lisans ve Doktora Tezi: 40

Uzmanlık Tezi: 23

Makale:23

YÜKSEK LİSANS ve DOKTORA TEZLERİ

UZMANLIK TEZLERİ

MAKALELER

Öz: Bu çalışma, konaklama işletmelerinde işgörenlerin mesai saatleri içerisinde siber aylaklık yapıp yapmadıklarını belirlemeyi amaçlamıştır. Uygulama, Kuşadası sınırları içerisinde faaliyet gösteren dört ve beş yıldızlı konaklama işletmelerinde yapılmıştır. Araştırma verisi, on bir maddeden oluşan Siber Aylaklık ölçeği ile hazırlanan anket tekniği kullanılarak toplanmıştır. Araştırma içerisinde siber aylaklık, kuramsal çerçeve ve araştırmanın yöntemi hakkında bilgiler sunulmuştur.Yapılan istatistiksel analizlerin sonuçlarına göre elde edilen bilgiler doğrultusunda Kuşadası’nda faaliyet gösteren dört ve beş yıldızlı konaklama işletmelerindeki işgörenlerin siber aylaklık aktivitelerinde ve/veya etkinliklerinde bulunduğu tespit edilmiştir. İşgörenlerin demografik bilgileri içerisinde bulunan cinsiyet değişkeni ile siber aylaklık arasında farklılıklar tespit edilmiştir. Erkek işgörenlerin, kadın işgörenlere göre daha fazla siber aylaklık aktivitesinde bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.Bunun yanında Kuşadası’nda faaliyet gösteren konaklama işletmelerinin önbüro bölümlerinde çalışanların siber aylaklık puanları 3,1336 olarak tespit edilmiştir. Ayrıca önbüro bölümlerinde çalışanların en az yatırımla ilgili web sitelerini ziyaret ettiği bununla birlikte en sık gerçekleştirilen siber aylaklık faaliyetleri incelendiğinde ise genel haber sitelerini ziyaret ettiği görülmüştür. Elde edilen bu sonuç değerlendirildiğinde Kuşadası’nda faaliyet gösteren konaklama işletmelerinin önbüro bölümlerinde çalışanların orta derecede siber aylaklık faaliyetinde bulunduğu söylenebilir.

 

Öz: Saldırganlık insanlık tarihi boyunca insanları karşı karşıya kaldıkları ve baş etmek zorunda kaldıkları bir olgudur. Saldırganlık, teknolojinin gelişmesiyle yeni bir boyut kazanmıştır. Bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak bir birey ya da gruba, özel ya da tüzel bir kişiliğe karşı yapılan teknik ya da ilişkisel tarzda zarar verme davranışına siber zorbalık denilmektedir. Bu çalışma lise 10 ve 11. sınıf öğrencilerinin sergiledikleri siber zorbalık davranışlarını ve siber mağduriyetdurumlarını sınıf, cinsiyet ve sosyoekonomik durum değişkenlerine bağlı olarak incelemeyi amaçlamıştır. Bulgular göstermektedir ki sınıf, cinsiyet ve sosyoekonomik durum değişkenlerine bağlı olarak öğrencilerin ne siber zorbalık uygulama ne de siber mağduriyete maruz kalma durumları arasında anlamlı bir farklılık vardır. Öğrenci, öğretmen ve velilerin siber zorbalık ve siber mağduriyet durumlarına ilişkin bilgilendirilmeleri önerilmektedir.

 

Öz: Bu araştırmada öz-bildirime dayalı siber zorbalık davranışını irdeleyen çalışmalardaki sosyal beğenirlik olasılığı iki farklı çalışma ile irdelenmiştir. İlk çalışmaya Türkiye’deki bir devlet üniversitesinden 76 öğretmen adayı katılmıştır. Sosyal beğenirliğin incelenmesi için zaman serili bir desen kullanılmış; 20 maddelik bir siber zorbalık ölçeği, ikişer haftalık aralıklarla üç kez uygulanmış, her uygulama için katılımcılara ek puan verilmiştir. İlk uygulamada, verilen davranışların ahlaki açıdan uygunluğu; ikinci uygulamada bu davranışları çevrede görme sıklığı; üçüncü uygulamada ise kendilerinin gerçekleştirme sıklıkları sorulmuştur. Ödül puanların dağıtılabilmesi için katılımcılardan ölçek formlarına kimliklerini belirten notlar eklemeleri istenmiş, böylece anonimlik algıları ihlal edilerek sosyal beğenirlik ön plana çıkartılmıştır. Bulgular, uygun bulma, gerçekleştirme ve çevrede gözlemleme ortalamaları arasında oldukça anlamlı fark olduğunu, değişkenler arasında anlamlı ilişkiler bulunduğunu, ancak uygun görme ve gerçekleştirme ortalamalarının oldukça çarpık bir dağılım sergilediğini ortaya koymuştur. İkinci çalışma çevrimiçi bir ortamda yine öğretmen adayları ile gerçekleştirilmiş (n: 76), bu kez anonim bir uygulama yapılarak siber zorbalık ölçeğinin üç formunun yanı sıra güncel bir sosyal beğenirlik ölçeği uygulanmıştır. Bulgular, ilk çalışma ile büyük ölçüde paralellik göstermiş, ayrıca siber zorbalık gerçekleştirme ile sosyal beğenirliğin izlenim yönetimi boyutu arasında anlamlı ilişki bulunmuştur. Anonim ya da kimlik bilgileri alınarak toplanan veriler arasında fark gözlemlenmezken, cinsiyet farklarının sosyal beğenirlikten etkilendiği görülmüştür.

 

Öz: Bu çalışmada, bilgi ve iletişim sistemlerinin kazandırdığı siber güçle caydırıcılık sağlanabileceği vurgulanmış; siber güç, caydırıcılık, siber saldırı ve siber savaş kavramlarıyla ilgili bilgiler verilmiş; bilişim teknolojilerinin, özellikle internetin gelişmesi ve yaygınlaşması sonrasında dünyada ve Türkiye’de yaşanan bazı önemli siber saldırı olayları ve sonuçları gözden geçirilmiş; kazanılacak siber güçle karşı tarafa etkili hasar, zarar ve kayıplar verdirilebileceği gösterilerek yaptırım uygulanabileceği vurgulanmış; 2014 yılında Sony firmasına yapılan siber saldırıların içerik ve sonuçları değerlendirilmiştir. Sonuçta, ‘siber güç’ kullanılarak ‘caydırıcılık’ sağlamanın mümkün olduğuna, maliyet ve kullanım kolaylıkları yanında asimetrik savaş imkânı da sağlaması nedeniyle, siber caydırıcılığın ülkemiz için üzerinde çalışılması, stratejiler geliştirilmesi ve gecikmeksizin uygulamaya konulması gereken çok önemli bir konu olduğuna dikkat çekilmiş ve bazı önerilerde bulunulmuştur.

 

Öz: İnternet ve sosyal ağ kullanım oranlarında yaşanan artışa paralel olarak Türkiye’de gençler arasında siber zorbalığın artış gösterdiği ve bu kavramın giderek daha fazla sayıda araştırmaya konu olduğu görülmektedir. Ancak yapılan araştırmalar incelendiğinde Türkiye’de ergenler üzerinde kapsamlı bir siber zorbalık araştırmasına rastlanmamıştır. Bu nedenle bu araştırmada Türkiye’de ergenler arasında siber zorbalığın yaygınlığını incelemek amaçlanmıştır. Bu amaçla Türkiye’nin yedi bölgesinden 1400 yedinci ve sekizinci sınıf öğrencisinden veri toplanmıştır. Ayrıca bu araştırma kapsamında siber zorba olma ile siber mağdur olma arasında bir ilişki olup olmadığına bakılmıştır. Son olarak bu araştırmada katılımcıların siber mağdur ya da zorba olma durumlarının cinsiyet, sınıf, şehir, bilgisayar sahipliği, İnternet bağlantısı, İnternet'te başkalarıyla tanışma ve sosyal medya kullanımı değişkenleri açısından fark gösterip göstermediği incelenmiştir. Bu araştırmanın bulgularına göre katılımcılar hem siber zorba hem de siber mağdur alt ölçeklerinden en yüksek puanı siber sahtecilik boyutundan almıştır. Ayrıca bu araştırmada siber zorbalık yapma ve mağdur olma arasında pozitif yönlü anlamlı bir ilişki olduğu bulunmuştur. Bu araştırmaya göre siber zorbalığa maruz kalmak cinsiyete göre değişmemekte, ancak siber zorba olmak erkekler lehine anlamlı bir farklılık göstermektedir. Ayrıca siber zorba ve kurban olma 8. sınıfların, İnternet sahibi olanların, sosyal medya hesabı kullananların ve İnternette tanımadıkları kişilerle arkadaşlık edenlerin lehine anlamlı farklılık göstermiştir. Bununla birlikte bu araştırmadan elde edilen bulgular siber zorba ve kurban olma düzeyinin en yüksek olduğu ilin İstanbul, en düşük olduğu ilin ise Gaziantep olduğunu göstermektedir.

 

Öz: Bilgi teknolojileri altyapısının gelişmesi ve geniş coğrafi alanlara yayılması bireylerin, toplumların, kurumların ve devletlerin birbirleri ile olan ilişkilerini iletişim ve bilgisayar ağları üzerinden yürütebilmelerine olanak sağlamıştır. Günümüzde yaklaşık 2 milyar insan internet kullanmaktadır ve Microsoft’un araştırmasına göre bu sayının 2025 yılına kadar hızla artarak 4 milyarı geçmesi beklenmektedir. Kullanıcı sayısı arttıkça genel tanımlama ile ―Siber Güvenlik‖ olarak adlandırdığımız problem ortaya çıkmaktadır. Artık ülkeler kendi bilgi sistemlerini ve kritik altyapılarını bilgi teknolojileri altyapısıyla oluşturmaktadır. Ancak, bu sistemlerin korunması için de yine bilgi teknolojileri altyapısı kullanılmakta ve bir kısır döngü oluşmaktadır. Ülkeler siber alana bağımlı olan sistemlerini siber tehditlere karşı korumak için standartlar, politikalar ve stratejiler geliştirmiş ve uygulamıştır. Bu çalışmada teknolojinin gelişmesiyle birlikte küreselleşmeye bağlı güvenlik kaygılarının ortaya çıkışı, ülkemizde uygulanan bilgi toplumu stratejisi, ülkemiz ve dünyada bilgi toplumuna geçiş süreci, bilgi teknolojileriyle oluşturulan kritik altyapı sistemleri, bu sistemlere karşı siber tehditler ve bu sistemlerin risk analizi incelenmiştir.

 

Öz: Türkiye kötücül yazılım kaynaklı siber güvenlik tehditlerine maruz kalma açısından dünya sıralamalarında en üst sıralarda olmaya devam etmektedir. Türkiye’de birçok akademik çalışmada siber güvenlikle ilgili siber suçların işleniş tarzı ya da hukuki boyutu incelenmiştir. Bununla beraber, bu hususların ötesinde siber güvenlik problemlerine neden olan risk faktörleri ve bu faktörlerin nedenleri yeterince incelenmelidir. İnternet bankacılığı, banka ve kredi kartları kullanımı ve e-ticaret finansal siber güvenlik sisteminin korunması gereken en önemli bileşenleridir. Yazılım tedarik sistemi ise finansal sistem güvenliğini oluşturan en önemli teknik altyapı unsurlarındandır. Artan siber riskler tüketici güveninin azalmasına, vatandaşların finans sistemini internet aracılığıyla daha az kullanmasına ve finans sistemlerinin beklenmeyen giderlerinin artmasına neden olacaktır. Bu nedenle siber güvenlik risklerinin ulusal bazda incelenmesi ve yorumlanması ülke ekonomisi ve siber kritik altyapı güvenliği açısından hayati öneme sahiptir. Bu çalışmada Türkiye’de çevrimiçi ödeme sistemleri ve bu sistemin siber güvenliğini destekleyen yazılım tedarik zincirlerinin barındırdıkları riskler incelenmiştir. Çalışmada, bahse konu potansiyel riskler siber güvenlik normları kapsamında tanımlanmakta ve siber güvenlik önlemleri yönetimsel açıdan tartışılmaktadır.

 

Öz: Bu araştırmanın amacı, ortaokul ve liselerin siber zorbalık tehlikesiyle başa çıkmadaki hazır olma düzeylerini belirlemeye dönük“Okulda Siber Zorbalık Farkındalık Anketi”ni geliştirmektir. Araştırmanın hedef kitlesi okul yöneticileri ve öğretmenlerdir. Anketin geliştirilmesinde, problemi tanımlama; madde yazma ve taslak form oluşturma; uzman görüşü alma ve ön uygulama formu oluşturma; ön uygulama, analiz ve ankete son şeklini verme olmak üzere dört aşama izlenmiştir. Kapsam ve görünüş geçerliliği uzman görüşleri; güvenilirlik ise ön uygulamayla test edilmiştir. Kapsam geçerliliğini belirlemede uzman uyuşma oranları, kapsam geçerlilik oranları ve kapsam geçerlilik indeksleri hesaplanmıştır. Sürecin sonunda üç temel ve altı alt boyut ile 51 maddeden oluşan, geçerli ve güvenilir bir anket geliştirilmiştir.

 

Öz: Bu araştırmanın amacı, ergenlerin siber zorbalık eğilimlerini belirlemektir. Araştırmanın örneklemini 2014-2015 eğitim-öğretim yılında Bursa ili Karacabey ilçesinde öğrenim görmekte olan 300 lise öğrencisi oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Çetin, Yaman ve Peker (2011) tarafından geliştirilen ‘Siber Mağdur ve Zorbalık Ölçeği’ kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde, cinsiyet için ilişkisiz örneklemler t-testi; sınıf düzeyi için tek yönlü varyans analizi testi yapılmıştır. Araştırma sonucunda cinsiyete göre anlamlı bir farklılaşmanın oluştuğu ve ergenlerin siber zorbalıklarının cinsiyete göre erkeklerin lehine anlamlı düzeyde farklılaştığı görülmüş, sınıf düzeyine göre ise anlamlı bir farklılaşma olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmalardan elde edilen bulgular doğrultusunda tartışma yapılmış ve önerilerde bulunulmuştur..

 

Son yıllarda bilgi ve iletişim teknolojilerinde yaşanan gelişmeler, zorbalığının yeni bir biçimi olan siber zorbalık kavramını ortaya çıkarmıştır. Siber zorbalık insanların hayatlarını olumsuz yönde etkileyen toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Siber zorbalığın olumsuz yönlerini azaltmada ve siber zorbalık ile başa çıkmada anahtar unsur ise siber zorbalık duyarlılığına sahip olmaktır. Bu araştırmanın amacı, öğretmen adaylarının siber zorbalık duyarlılıklarını cinsiyet ve bölüm değişkenleri açısından incelemektir. Tarama modelinin kullanıldığı bu araştırma, Batı Karadeniz Bölgesindeki bir üniversitenin Eğitim Fakültesinde öğrenim görmekte olan 296 öğretmen adayı üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada veri toplama aracı olarak Tanrıkulu, Kınay ve Arıcak (2013) tarafından geliştirilen “Siber Zorbalığa ilişkin Duyarlılık Ölçeği” kullanılmıştır ve nicel veriler 2012-2013 öğretim yılı yaz döneminde toplanmıştır. Verilerin analizinde “Mann Whitney U Test” ve “Doğrulayıcı Faktör Analizi” kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretmen adaylarının siber zorbalık duyarlılıklarının yüksek olduğu fakat cinsiyet ve bölüme göre anlamlı bir şekilde farklılaşmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmanın siber zorbalığa ilişkin farkındalığı da ortaya çıkardığı dikkate alınarak bu farkındalığın çeşitli değişkenlerle birlikte incelenmesi ve sonuçların karşılaştırılması önerilebilir. Ayrıca nitel ve nicel çalışmalar aynı araştırmada kullanılarak siber zorbalık duyarlılığı konusunda derinlemesine bilgi edinilebilir.
Öz: Teknoloji insanların günlük yaşamına her alanda daha fazla nüfuz etmektedir. İnternet, kolaylık sağlayan bir araç olmanın ötesine geçmiş ve birçok alanda kullanılması zorunlu bir vasıta halini almıştır. Yaşamımızın İnternet ile bu ölçüde bütünleşik hale gelmesi kişisel bilgilerimizi de aynı ölçüde tehlikeye sokmaktadır. Benzer şekilde kamu kurumlarındaki veri tabanları ve gizli bilgilerden, enerji santrallerine, su dağıtım şebekelerinden, iletişim ağlarına ve seyrüsefer sistemlerine kadar birçok kamu kuruluşu ve hizmeti de tehlike altına girmektedir. İnternet kullanımının ve teknolojik gelişmelerin akıl almaz bir hızla ilerlediği günümüzde her an kişisel bilgisayarlarda ve kurumlarda yer alan kişisel bilgilere, banka hesaplarına ve yaşanılan ülke için hayati öneme sahip olan kritik altyapılara karşı ciddi saldırı ve tehditler gündeme gelmektedir. İnternet ortamında, olayların saniyelerle ifade edebilecek zaman dilimleri içerisinde meydana geldiği de göz önünde bulundurulursa etkin ve güçlü savunma sistemlerinin inşa edilmesi, farkındalık ve bilinç oluşturulmasının önemli ortaya çıkacaktır. Göreceli olarak yeni bir alan olmasına rağmen, konu üzerinde yapılan çalışmalar sayı bakımından fazla ve içerik bakımından geniştir. Bu çalışmada siber güvenlik kavramı, milli güvenlik açısından önemi ve elde edilen bütün bulgulardan hareketle, kişisel, kurumsal ve ulusal düzeyde alınabilecek önlemlere dair öneriler ortaya konmuştur..

 

Öz: Bu çalışmanın amacı, üniversite gençliği arasında siber zorbalık davra­nışlarının ne ölçüde var olduğunu ortaya çıkarmaktır. Çalışmanın örneklemi 612 üniversite öğrencisinden oluşmaktadır. Çalışmada öğrencilerin %30, 6'sı en az bir kez tehdit veya küçük düşürülmek amacıyla siber zorbalığa maruz kaldıkları ortaya çıkarılmıştır. En fazla uygulanan siber zorbalığa e-posta ol­duğu, bunu sohbet odaları/mesaj panoları, yorumlar/sosyal paylaşım sitele­rindeki faaliyetler olarak elde edilmiştir. Çalışmada erkek öğrencilerin kız öğ­rencilerden daha fazla siber zorbalığı uyguladıkları ortaya çıkarılmıştır. Ayrıca kız öğrencilerin siber zorbalığa maruz kaldıkları sonucu elde edilmiştir. Sanal taciz mağdurları en fazla taciz edenlerden uzak durduğunu belirtmiş, daha sonra çevrimiçi metaryalleri engellediklerini ve saldırı içerikli materyalleri sil­diklerini belirtmişlerdir

 

Öz: Bu araştırmanın amacı ilköğretim öğrencilerinde siber zorbalık ve mağduriyetin yordayıcılarını belirlemektir. Araştırmaya 231 231 (% 54,5’i kız, % 45,5’i erkek) ilköğretim öğrencisi katılmıştır. Veriler Kişisel Bilgi Formu ve Siber Mağdur ve Zorbalık aracılığıyla toplanmıştır. Araştırma sonuçları anne ve babanın eğitim düzeyi, çocukların anne ve babalarının internet becerisine ilişkin algısı ve ebeveyn denetiminin siber zorbalığı yordadığını göstermiştir. Siber mağduriyeti ise yalnızca cinsiyet yordamıştır. Sonuçlar alanyazın doğrultusunda tartışılmıştır

 

Öz: *** YOK ***

 

Öz: Internet altyapısının güvenliği üzerine denemeler ve eğitimler sağlamak için siber güvenlik deneylerinin ve tatbikatlarının yapılması gereklidir. Bu çalışmada, bu deneyler için kullanılabilecek ağ benzetici, öykünüm ve sınama ortamlarının kullanımına dair bir ön inceleme sunulmuştur. Ağ sınama ortamları tanımlanmış; Emulab ve Epic sınama ortamı ayrıntılı olarak tanıtılmıştır. Ağ sınama ortamı kurulması için gereklilikler çalışmada önerilmiştir.

 

Öz: Avrupa ekonomisinin gelişimi, bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanımı ve bilgi toplumu dönüşüm süreci ile yakın ilişkilidir. Fakat bilgi ve iletişim teknolojilerinin kullanım riskleri, kullanıcıların teknolojinin kullanımına olan güvenini azaltmakta ve ekonominin canlanmasına engel olmaktadır. Bu nedenle; özellikle son 20 yıl içinde AB bilgi politikaları içinde bilgi güvenliğine büyük önem verilmiş ve birçok direktif ve tavsiye kararı yayımlanmıştır.
Bu çalışmada; AB bilgi güvenliği politikalarını şekillendiren unsurların, politikaların amaçlarının, nasıl uygulandığının ve etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bilgi güvenliği politikalarının kapsamı ve önemi, çok yönlü ve kapsamlı bir kuramsal bilgi güvenliği modeli olan McCumber bilgi güvenliği modeli üzerinde irdelenmiştir. Bilgi güvenliği ile ilgili olarak yayımlanmış AB direktifleri, AB komisyonu tarafından hazırlanan sözleşmeler, bilgi güvenliği politikalarının geliştirilmesinde etkili AB kuruluşları ve mevcut literatür incelenerek; AB bilgi politikaları içinde bilgi güvenliği konusunun yeri ve önemine dikkat çekilmiştir. Çalışma sonucunda; AB bilgi güvenliği politikalarının, ekonomi ve bilgi toplumu politikalarının önemli bir parçası olarak görüldüğü ve veri koruma direktifleri üzerinde güncelleme çalışmalarının 1995 yılından itibaren kesintisiz olarak yapıldığı anlaşılmıştır. Bu politikaların günün gereksinimlerine yanıt verebilecek nitelikte olduğu belirlenmiştir..

 

Öz: İnsanlar interneti çalışma ortamlarında, kişisel işlerinde ve eğitim-öğretim ortamlarında bir araç olarak bilgi paylaşımında, eğitim almada, maliyetleri azaltmada, bilgiye erişimde, iletişim kurmada, banka hesaplarını yönetmede yoğun bir biçimde kullanmaktadırlar. Bu nedenle bilgisayardan sonra internet de okullarda yerini almıştır. Ancak okullardaki bilgisayar laboratuvarlarında internetin öğrencilerin kullanmaya başlamasıyla birlikte öğrencilerin interneti farklı amaçlar için kullanma sorunu ortaya çıkmıştır. Bu durum alan yazında siber aylaklık olarak tanımlanmaktadır. Siber aylaklık, ders saatleri içerisinde, internetin ders ile ilgisi olmayan işler için kullanılma eğilimi ve/veya davranışı olarak belirtilmektedir(Kalaycı, 2010). Bu çalışmada eğitim öğretim ortamlarında internetle birlikte ortaya çıkan siber aylaklık kavramının öğrenci gözüyle nedenlerini ortaya koymak amaçlanmaktadır. Bu amaçla özel bir üniversitenin Eğitim Fakültesi'nde öğrenciler ile yarı yapılandırılmış görüşmeler ve gözlem yapılmıştır. Araştırma sonucunda öğrenciler siber aylaklık yaptıklarını kabul etmişler ancak, siber aylaklık yapmanın kabul edilemeyeceğini belirtmişlerdir. Bu durumun nedenlerini belirten öğrenci görüşlerinin 5 tema(motivasyon, derse hedeflenme, öğretmen, ortam ve zaman) altında toplandığı görülmüştür.

 

Öz: Bu araştırmanın amacı, ortaöğretim öğrencilerinin siber zorbalık ve siber mağduriyete ilişkin algılarını belirlemektir. Araştırmanın çalışma grubunu, 20102011 eğitim-öğretim yılının ikinci yarıyılında, Sakarya ilinde değişik ortaöğretim okullarında öğrenim görmekte olan on dört öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada nitel araştırma desenlerinden olgubilim deseni seçilmiştir. Araştırmada yapı bakımından standartlaştırılmış açık uçlu mülâkat; verilerin çözümlenmesinde içerik analizi türlerinden kategorisel analiz kullanılmıştır. Bu doğrultuda, öğrencilerin davranışlarını ve görüşlerini belirlemek amacıyla her bir öğrenci ile bireysel görüşmeler yapılmıştır. Araştırma sonucunda, öğrencilerin siber dilsel zorbalık, kimliği gizleme ve siber sahtecilik boyutlarında siber zorbalık yaptıkları belirlenmiştir. Bunun dışında, arkadaş ortamı, can sıkıntısı, intikam alma isteği gibi nedenlerle siber zorbalık yaptıkları saptanmıştır. Siber zorbalık davranışlarını; kendilerini iyi hissetmek, arkadaşlık ilişkilerini geliştirme ve zamanı keyifli geçirme isteğinden sürdürdükleri bulgulanmıştır. Siber zorbalığa maruz kaldıklarında ise öfke, üzüntü ve intikam duyguları yaşadıkları görülmüştür. Siber zorbalığın belirti ve sonuçlarının neler olduğu, siber zorbalıkla başa çıkma gibi konularda ailelere, öğretmenlere ve öğrencilere seminerler düzenlemelidir.

 

Öz: Bu çalışmanın amacı, ergenlerin siber zorbalık davranışlarını ölçmeye yönelik bir ölçek geliştirmek ve geliştirilen ölçeğin psikometrik özelliklerini ortaya koymaktır. Bu amaçla, İstanbul ilinde bir ilköğretim okulu ve farklı ortaöğretim kurumlarında öğrenim görmekte olan yaşları 11 ile 18 arasında değişen 515 (247 erkek, 268 kız) öğrenciye araştırmacılar tarafından geliştirilen 24 maddelik Siber Zorbalık Ölçeği uygulanmıştır. Ölçeğin, kapsam geçerliliği bu konuda çalışan üç uzman tarafından incelenmiştir. Yapı geçerliliği açımlayıcı faktör analizi ile incelenmiş olup, ölçeğin tek faktörlü bir yapı gösterdiği görülmüştür. Ölçeğin iç tutarlılık güvenirlik katsayısı, Cronbach alfa analizi ile test edilmiş ve test-tekrar test uygulaması ile de ölçeğin zaman içindeki tutarlılığı incelenmiştir. Elde edilen veriler, Siber Zorbalık Ölçeği'nin ilk psikometrik bulgularının geçerli ve güvenilir olduğu yönündedir.

 

Öz: İnternetin, görsel, yazılı ve sözlü bir bilgi kaynağı olmasının ötesinde en önemli farkı, güçlü, hızlı ve geniş ölçekli bir iletişim aracı olmasıdır. İletişimi güçlendiren birçok bağlantı sisteminin yanı sıra, web siteleri aracılığıyla, ziyaret, tanışma ve ticaret de yapılabilmektedir. Aynı şekilde turizm için de vazgeçilmez bir iletişim ve ticaret kaynağıdır. Acentelerin sunduğu tatil olanakları bir kenara itilip, internet üzerinden rotalar belirlenebilmekte, rezervasyonlar yapılabilmekte ve biletler alınabilmektedir. İngilizce başta olmak üzere farklı dillerde sunulan web siteleri, bu iletişimi ve işlemleri artırmaktadır. Görsel öğelerin ağırlıkta olduğu ve çeşitli bilgilerin de yer aldığı web siteleri, turistik bölgeler hakkında, bir önyargı ya da ön-fikir de oluşturmaktadır. Ancak bu fikirler, ziyaret sonrasında olumlu ya da olumsuz yönde değişebilmekte, gelişebilmekte veya yenilenebilmektedir. “Siber dünya, “gerçeği” hangi ögeler üzerinden nasıl yansıtmaktadır ve bu çerçevede turizm unsurunun belirleyiciliği ne düzeydedir ?” sorusu bu çalışmaya temel oluşturmaktadır. Bu sorunsal, turistik bir köy olarak tanınan ve tanıtılan İzmir’in Selçuk ilçesine bağlı Şirince köyü üzerinden tartışılmıştır. İki aşamalı araştırmada, önce örnek olarak seçilen dokuz web sitesindeki genel özellikler belirlenmiş, ardından alan araştırmasıyla web sitlerindeki köy, köy yaşamı, köy ve doğa ilişkisi, vb. hakkındaki bilgiler ve görsel ögeler karşılaştırılmış ve bu bağlamda çeşitli görüşmeler yapılmıştır. Bu çalışmada, siber dünyada yer alan imgenin içeriği ile “gerçek dünya” yani Şirince köyü, bir anlamda, hem karşılaştırılmakta, hem siber dünyayı oluşturan “gerçek dünya”nın belirleyiciliği görülmekte hem de bir tür birleştirmeyle siber ve “gerçek dünya” ikiliğinin genel görüntüsü ortaya çıkarılmaktadır. Ancak tüm bunlar, temelde köy ve turizm etkeni bağlamlarında işlenmektedir.

 

Bu makalede Yeni Medya’nın bazı temel özelliklerinden bahsediliyor. Bir tanımlama denemesinden çok yeni medyaya nasıl yaklaşılması gerektiğine dair bir dizi öneriyle birlikte bu medya türünün diğer medya türlerinden ayrıldığı ana noktalar ve başlıca eleştiriler dile getiriliyor. Bu önerilerin içinde yeni medyanın hâlâ gelişimini tamamlamamış bir medya türü oluşunun vurgulanması, medya tüketicileriyle üreticilerin aynılaştığının belirtilmesi ve yeni medya kullanımının da birtakım öğrenilme süreçlerinden geçmesi gerektiği iddiası da var. Bu sınır belirleme denemesinden sonra medyanın ana kurucu öğelerinden biri olduğu kamusal alan fikriyle yeni medyanın yükselişi arasında ilişkiler kuruluyor. Yurttaşların özel alanları dışındaki konuları kamusal bir ölçekte müzakere edebildikleri bir alan olarak tahayyül edilen kamusal alanın geç modernlik döneminde çeşitli nedenlerle işlerliğini zayıflamıştı. Müzakere sürenin ana unsurlarından kitle medyasındaki sahiplik yapıları da bu zayıflamanın önemli nedenlerinden biri sayılıyordu. Yeni Medya’nın bir tür teorik ve pratik kriz yaşanan kamusal alan fikrine açılım getirebileceği bu makalenin sonraki bölümlerinde vurgulanıyor. Öncelikle genel olarak yeni medya teknolojilerinin yurttaşların kamusal iletişime katkıda bulunabileceği bir yapıya sahip olduğuna işaret eden literatüre bakılıyor. Daha sonra kamusal alanın oluşumunu sağlayan ama sonraki dönemlerde etkisini kaybeden kitle medyasının ana parçalarından olan gazetecilik üzerinde yoğunlaşılıyor. Yeni medya teknolojilerinin gazetecilik üzerinde getireceği dönüşümler iki somut gelişme üzerinden, blog’lar ve yurttaş gazeteciliği, işleniyor. Bu dönüşümlerin yurttaşların bizzat haber üretimine katılımıyla gazeteciliği de zenginleştiren ve dolayısıyla kamusal iletişimi artıran bir boyutu olduğu iddiasıyla makale sona eriyor.

 

Öz: Okul yaşlarındaki pek çok çocuk geleneksel zorbalığın acımasızlığı ile karşılaşmaktadır Gençlerin teknolojiyi yoğun olarak kullanmaları sonucunda fizikselden sanala transfer olan yeni bir zorbalık şekli siber zorbalık ortaya çıkmıştır Siber zorbalık zorbalığın yeni bir biçimidir ve okul personeli için ilave güçlükler getirmektedir Bu makale zorbalık ve siber zorbalık arasındaki farklılıklar siber zorbalıkla ilgili davranışların psikolojik yönden açıklanması siber zorbalığın psikolojik etkileri yaygınlığı yaş ve cinsiyet gibi demografik değişkenler ile ilgili konularda siber zorbalığa genel bir bakış açısı sağlamaktadır Literatür gözden geçirildiğinde anne baba ilgisinin ve okullardaki önleyici müdahelelerin genç insanlarda siber zorbalıkla ilgili farkındalık ve güvenin oluşmasını ve sürdürülmesini sağladığı anlaşılmaktadır Anahtar kelimeler: siber zorbalık elektronik zorbalık sanal zorbalık internette eziyet.

 

Öz: *** YOK ***

Yes No